11.1.14

Film gibi...

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/25542151.asp

Haber doğru, anlatım hafif bile kalmış. Sonra daha detaylı anlatırım.. şimdi halim yok. Nemo iyi.

7.1.14

Burada İşler Yolunda

Yine geç kalmış bir güncelleme..
Bir de baktım (Güneşi Beklerken yazımı saymazsak) son durum güncellemesi 20 Eylülde kalmış. 24 Eylül'de velayet davasının Erdek'teki ilk duruşması oldu. Tedbiren geçici velayeti verir de Nemo eve gelir diye büyük umutlarla gittim ama Nemo'nun beyanının alınması için Bakırköy Aile Mahkemelerine talimat yazılması kararı verdi. Yine de şükür, İstanbul'da olsa bir sonraki duruşma tarihi 3-4 ay sonrasına verilirdi; oysa burada 19 Kasım'a verildi. Bu arada babası Aile Bakanlığında hemen hemen herkesi şikayet edip velayeti bende olan oğlumu benim iznim olmadan annesinin evine nasıl izinli gönderirsiniz diye kıyameti kopartmış. Nemo'nun haftasonu izinleri de kalktı böylece. Bir yandan da Erdek'ten istenen dosyaların tamamlanması, Nemo'nun beyanının alınması gibi işler gerekiyor ama dosyanın başına gelmedik kalmıyor. Yatırdığımız masraf yetmiyor, kalemden bir şey denmiyor, dosya hakimin odasında kaldı diye kalem talimatı geç yazıyor vs. Ama en sonunda hepsi tamamlanıyor, ve 19 Kasım'daki duruşmada hakim Nemo'nun tedbiren velayetini bana veriyor!!! Eve gelmesi elbette harika bir durum, ama sevincimin büyüklüğü esas, bu karar, hakim babanın söylediği zırvalara kanmadı, durumu doğru anladı demek... Yani çok anormal bir şey olmazsa velayeti de bana verecek demek :)))) Babayla kişisel ilişkiyi de her ayın 1. ve 3. Cumartesi günleri 12-15 arası sosyal hizmetler uzmanı eşliğinde düzenledi; bu da icraya başvurup atanan psikolog/pedagog eşliğinde görüşebilir demek.
Feribot tarifesi nedeniyle o akşam geç vakit İstanbul'a dönebildiğim için ertesi sabah yurda gittim, evraklar, formlar filan tamamlandı, zaten Nemo'nun okulunda ara tatil zamanıydı, yurttakilerle vedalaştı, güle oynaya eve döndük. Ooohhh, dünya varmış:)
Gerçi okul kaydını e-okulda düzelttirebilmek için telaşlı günler geçirdik ama son dakikada da olsa sorunsuz şekilde sonuçlanınca ve hepsi geride kalınca böyle bir cümlede özetlenebiliyor.
Bir sonraki duruşma 24 Aralık'taydı; dosyalar tamamlanmadığı için kayda değer bir değişiklik olmadan 20 Şubat'a kaldı.
Mammut yine bizi velayeti altındaki oğluna onun aleyhinde beyanda bulundurmak suçlamasıyla şikayet etmiş; geçen Cumartesi asayiş büroya gidip ifade verdik; oradan çocuk büroya gittik, Nemo'ya barodan avukat çağrıldı, onun da beyanı alındı; akşam yemeği çok geciktiği için biraz söylendik ama sonra eve dönüp karnımız doyunca unuttuk gitti. Nemo'yla matematik sınavına çalışacaktık, o da Pazar gününe kaldı ama neyse artık...
İşte bu haldeyiz :)

3.10.13

Güneşi Beklerken

Ben bu diziye niye takıldım?... Ben ki, aylarca televizyonu açmadığım olmuştur. Açtığımda da, genelde, başından yakalayamasam bile sinema filmi izlerim. Tam izlediğim de söylenemez, çünkü ya kucağımda laptop, ya elimde örgü, ya ayıklanacak fasulye, bezelye vs. Televizyon benim için aklımı vermeden bir şey yapacağım zaman fonda duran bir şey, genellikle. Ama gittim bu diziye takıldım!
Gerçi dizinin ilk bölümüne, Nemo'yla anne-oğul başbaşa yaz tatiline giderken gece otobüste rastladım. Diğer kanallar parazitliydi, oyalanmak için seyrettim. Yoksa evde rastlasam kanalı değiştirirdim muhtemelen.
Ama döndükten sonra proaktif bir şekilde, hangi kanaldaydı, hangi gün, saat kaçta diye bakıp buldum, oturup seyrettim; kaçırdıysam tekrar verdikleri zaman seyrettim; o da olmadıysa internete yüklediklerinde seyrettim.
Tam bir gençlik dizisi. Lise öğrencisi bir kızla annesi, İstanbul'a gelip annenin lise müdürü olan eski bir arkadaşının yanında kalıyorlar. Kız da o özel liseye gidiyor. Anne gençliğinde sevgilisinden hamile kalmış, ama bu müdire arkadaş yüzünden babanın bu hamilelikten haberi olmamış, adam gidip başkasıyla evlenmiş, kadın da kızını bu yaşına kadar, mahalleden bir başka adamın kızı olduğuna, o adamın da gemi kazasında öldüğüne inandırmış. Kızın gerçek babası İstanbul'daki okulda spor hocası, kızı olduğunu bilmediği, ama gençlik sevgilisinin kızı olduğunu sonradan öğrendiği esas kız koşucu olduğu için kızın antrenörlüğünü yapmaya başlıyor. Bu arada, okulda gençler arasında da aşk, dostluk, entrika temalı paralel hikayeler var. Esas kızla lisenin sahibinin oğlu arasında önce nefret, sonra aşk; bu çocuk ve onun en yakın arkadaşı iyi çocukla esas kız arasında önce arkadaşlık, sonra aşk, ama tam da değil, gibi durumlar var. Ayrıca hocanın karısı ve kızının da hikayeleri var. Kızı da aynı okulda, esas kızdan nefret ediyor, üstelik gerçeği öğreniyor, esas kıza aşık olan çocuğa aşık, falan filan...
Tamam evlilik dışı çocuk sahibi kadın motifi tanıdık gelebilir, ama hikayenin bizimkiyle hiç alakası yok. O yüzden olsa olsa bilinçaltım "ah keşke ben de hamileyken ayrıldığımızla kalsaydım, geri gelmesini kabul etmeseydim, kendi nüfusuma kaydettirseydim" diyor olabilir. Yani diziye takılma nedenim bu değil.
Kızın annesinin tipini biraz kendime benzetiyorum, ama saçları dışında bir benzerlik yok. Biraz kilolu görünüyor ama o da D cup giydiği (yani hiç benzemiyoruz) ve diğer kadınlar sıska olduğu için; yoksa kilosunda bir şey yok. Çok zorlarsam, göreceli olarak çevresindeki kadınlardan ağır görünüyor olmayı ortak yön olarak alabiliriz belki.
Bir başka tahminime göre de, gençlerin bulunduğu yaşa, yolun başında olmaya içten içe gıpta ediyor olabilirim...
Bilmiyorum.